
Fermantasyon sürecindeydik ve mayalar sayesinde adakarası üzümlerimizin içindeki şekeri alkole dönüştürüyorduk. Bunu da çıkan kabarcıklardan anlıyorduk. Bu kabarcıklar giderek yavaşladı ve nihayet durdu. Tabii şişemizin dibinde koyu pembe, çamurumsu bir tortu kaldı.
Şimdi şıramızda hiç şeker kalmadığını farzediyor ve bir sonraki adımı uygulamaya geçiyoruz.
Aktarma işlemi; fermantasyonu bitmiş şıranın dibindeki tortudan ayrılması için başka bir kaba transferidir. Bunu sifonlama yoluyla yapıyoruz. Daha önceki yazılarımızda bahsettiğim sifonlama işlemini tekrar edecek olursak;
"Sifonlama, plastik bir hortumun bir ucu aktaracağınız sıvı dolu kabın içindeyken, diğer ucundan çekerek sıvının hortumun içine dolması ve akabinde hedef kaba sokulmasıdır. Tek mantığı kaynağın hedeften daha yüksek bir seviyede olmasıdır. Birleşik kaplar prensibi gerisini halledecektir."
Sifonlama işlemini gerçekleştirirken dipteki tortuya çok yaklaşmamanızı öneriyorum. Keza tortunun sifonlama yaptığınız hortumun içine girme şansı oldukça yüksek. Ayrıca hiç bir şekilde hortumu tortuya değdirmeyin ki tortular ayaklanmasın. Ben bu işlemi yaparken dipte bir miktar şıra kalması gerektiğini gördüm aksi takdirde ister istemez tortu çekersiniz. Önemli bir husus ise sifonlama yaptığınız hortumun çapının ufak olması. Bu şekilde şişenin içerisinden anlık olarak daha az miktarda şıra çekeceğiniz için, şişenin içindeki hareketlenme daha az olacaktır.
Bu işlemi profesyonel üreticiler filtrasyon ve santrifuj tenkniklerini uygulayarak gerçekleştiriyorlar. Bir diğer yol ise bir kimyasal madde ile şıranın içindeki tüm taneleri şıranın dibine çökertmek.
Okuduğum kadarıyla sifonlayarak şarabımız hiçbir zaman şişelenmiş profesyonel bir şarabın berraklığında olmayacak. Zaten şuan böyle bir beklentim olmadığı için bunu bir problem olarak görmüyorum. Tattığım diğer ev şarapları da hep evde yapıldığını gösterircesine bulanıktı ve içinde ufak tefek partiküller mevcuttu.
Ayrıca hem fermantasyonda hem de sonrasında saklama döneminde cam şişe/damacana kullanmak mühim. Ben de şayet bir sonraki denemem olursa cam ürünler kullanmayı planlıyorum.
Transfer işlemi bittikten sonra ben hava kilidi takarak bir müddet bekledim. Belki bunca hareketten sonra tekrar bir hareketlenme olur vs.. Lakin olan biten bir durum yoktu. Hava kilidini çıkartıp normal kapaklarını kapattım.

Böylece aktarma işlemini tamamladım ve elimde nur gibi 7 lt şarabım oldu :)
Bu arada şarabın tadına da azcık baktım. İtiraf etmek gerekirse güzel bir sonuç beklemiyordum. Ama adakaraları beni şaşırttı. Sonuç beni keyiflendirdi. Henüz şarabın biraz çiğ olduğunu hissedebiliyorsunuz fakat, adakarasının o canlı, yakıcı, meyvemsi tadını şu andan itibaren alabiliyorsunuz.
Dinlendirmeden sonra şişeleyip mantar takabilirsiniz fakat benim böyle bir niyetim yok ilk denemede. Zaten çok bekletmeden tüketmeyi düşünüyorum. Şunun şurasında 7 lt şarap :)
Artık dinlendirme zamanı geldi..
Yardım gerekirse koşarak gelirim ben :) Şişeleme zahmetinden de kurtarmış olurum. Yoksa derdim şarap içmek değil maksat yardımcı olmak :P
YanıtlaSilBence ev yapımı şarabı bırak, küçük üreticiler bile renge ve tortulara çok takılmamalı. Şarap, filitrasyon uygulanmadan işin içine fazla kimyasal karışmadan bizlere sunulmalı :)
Benim bu şarap yapma serüveninin en çok haz duyduğum tarafı, şarabı üzüm dışında hiçbir şey eklenmeden yapıyor olmak.
YanıtlaSilProfesyonel şarap markaları belki tam olarak berrak ve tortusuz şarap üretiyorlar ama hepsi de mecbur oldukları için belli aşamalarda kimyasal madde karıştırıyorlar. Çok şansımız olmasa da etik olarak bu olaya sıcak bakmadığımı belirtmeliyim:)
selam arkadaşlar bende bu sene kalecik karasından şarap yapıyorum.daha fermantosyon dönemimde sonucu merakla bekliyorum.
YanıtlaSil